Ömer Faruk Er - Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Portalı

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 12. Sınıf Ders Notları (3. Ünite)

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 12. Sınıf 3. Üniteye ait ders notlarını aşağıda bulabilirsiniz. Ders notları kitabınızın sadece konu anlatımlarının alındığı kısaltılmış notlardır.

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 12. Sınıf Ders Notları (3. Ünite) Ders Kitapları

NOT: 12. SINIF 1 VE 2. ÜNİTE DERS NOTLARI İÇİN TIKLAYIN!

3. ÜNİTE HZ. MUHAMMED'İ ANLAMA

1. Hadis ve Sünnet

Hz. Muhammed, Yüce Allah tarafından gönderilmiş son peygamberdir. Dinimizin ilkelerinin öğrenilip yaşanmasında onun vazgeçilmez bir önemi vardır. Bu nedenle de onun hadislerinin, sünnetinin çok iyi bilinmesi gerekir. Hadis kelimesi sözlükte; haber, söz, nakletmek gibi anlamlara gelmektedir. Dinî bir terim olarak ise hadis; Hz. Peygamberin söylediği sözleri ifade eder. Sünnet kelimesi ise sözlükte; âdet, yol, yöntem vb. anlamlara gelir. Bu kavramın dinî literatürdeki anlamı ise Hz. Muhammed’in sözleri, fiilleri ve uygulamalarıdır.

Hadis ve sünnet birbiriyle yakından ilişkili kavramlardır. Hatta çoğu kez bunların birbirinin yerine kullanıldığı görülür. Ancak sünnet, kapsamı daha geniş bir kavramdır. Hadisi de içerir.

İslam âlimleri sünnet kavramını kavlî, fiilî ve takrirî sünnet olmak üzere üç bölümde ele almışlardır.

Kavlî (sözlü) sünnet: Hz. Muhammed’in sözlerini içerir. Örneğin Hz. Peygamber bir hadisinde, “Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.” buyurmuştur. Başka bir hadisinde ise “Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlısı tövbe edenlerdir.” demiştir. Bu gibi hadisler kavlî sünnete örnek olarak gösterilebilir.

Fiilî sünnet: Hz. Muhammed Kur’an’ı en iyi anlayan, yaşayan ve uygulayan kişidir. Onun, Yüce Allah’ın emirlerini yerine getirirken söylediği sözler, ortaya koyduğu uygulamalar ve sergilediği davranışlar fiilî sünnete örnek olarak gösterilebilir. Mesela Kur’an-ı Kerim’de abdest, namaz, hac vb. ibadetler emredilir. Ancak bunlar hakkında detaylı bilgiler yer almaz. Bu gibi ibadetlerin yapılışını Peygamberimiz uygulamalı olarak bizlere öğretmiştir. Sahabeden Abdullah bin Zeyd onun abdesti nasıl aldığını bizlere şöyle anlatmıştır: “Ağzına ve burnuna su verdi. Sonra üç defa yüzünü yıkadı. Üç defa sağ, üç defa sol kolunu dirsekleriyle birlikte yıkadı. Tekrar su alarak ayaklarını yıkadı.” Hz. Muhammed namaz hakkında, “Ben namazı nasıl kılıyorsam siz de öyle kılın.” buyurmuştur. Bu gibi hadisler fiilî sünnete örnek olarak gösterilebilir.

Abdesti, Peygamberimizin öğrettiği şekilde alırız.

Takrirî sünnet: Hz. Peygamberin, sahabelerin yaptıkları davranışları, söyledikleri sözleri uygun bulup onaylamasına denir. Örneğin bir gün namaz vakti girdiğinde sahabeden biri abdest almak için su aramış fakat bulamamıştır. Bunun üzerine namazını teyemmüm yaparak kılmıştır. Daha sonra namaz vakti çıkmadan su bulmuş fakat bu sahabe namazını tekrar kılmaya gerek görmemiştir. Bu durumu Peygamberimize anlatıp görüşünü sormuş, o da “Namazın tamamdır.” diyerek cevap vermiştir. Böylece sahabenin davranışını onaylamıştır. Bu durum takrirî sünnete örnek olarak gösterilebilir.

2. Hz. Muhammedin Davranışlarının Yerel ve Evrensel Boyutu

İslam dinini yaşayarak, ilkelerini uygulayarak insanlara öğreten Hz. Muhammed’dir. Bu nedenle her Müslüman onu örnek almalıdır. Peygamberimizin sözlerini, davranışlarını iyi bilmelidir. Ancak burada bazı sorular akla gelebilir. Hz. Peygamberin bütün davranışları, bütün uygulamaları bizler için örnek midir? Biz de onun yaşadığı şartlarda mı yaşamalıyız? Acaba Hz. Peygamberin hangi davranışları evrensel, hangi davranışları yereldir?

İslam âlimleri Hz. Peygamberi, onun hadisleri ve sünnetini dinî açıdan temel kaynak kabul etmişlerdir. Onun davranışlarını, yerel ve evrensel yönünü de dikkate alarak sınıflandırma yoluna gitmişlerdir. Buna göre Peygamberimizin davranışlarını genel olarak dört bölümde değerlendirmek mümkündür:

1.    Hz. Muhammed, hepimiz gibi bir anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. O da bizim gibi bir insandır. Hz. Peygamberin, insani özellikleri gereği doğal olarak yaptığı bazı davranışlar vardır. Acıktığında yemek yemesi, su içmesi, zaman zaman kızgınlık göstermesi, neşelenmesi, üzülmesi buna örnek olarak gösterilebilir.

2.    Her insan bir toplum içinde yaşar. Yaşadığı toplumun geleneklerine, örf ve âdetlerine uygun davranır. Bu durum Hz. Muhammed için de söz konusudur. Doğal olarak Hz. Peygamberin, içinde yaşadığı toplumun örf ve âdetlerine uygun olarak yaptığı davranışlar, edindiği bazı alışkanlıklar vardır. Entari giymesi, yediği yemekler, kullandığı ev eşyaları buna örnek gösterilebilir.

3.    Hz. Muhammed’in, bilgi birikimi ve deneyimlerine dayanarak yaptığı bazı iş ve davranışlar, ortaya koyduğu uygulamalar olmuştur. Bunlar daha çok hayvancılık, ziraat vb. alanlarla ilgilidir. Örneğin Peygamberimiz bir gün şehirde dolaşırken hurma ağaçlarını aşılayan bir sahabeyi görmüş, ona bazı önerilerde bulunmuştur. Sahabe de Peygamberimizin önerilerini uygulamış ancak ağaçlardan verim alamamıştır. Hz. Muhammed’e bu durumu anlatınca Peygamberimiz sahabeye şöyle demiştir: “Ben ancak bir insanım. Size dininizden başka bir şey emredersem bilin ki ben de bir insanım.”

4.    Hz. Peygamberin dinî ilkeleri açıklamak, insanlara rehber olmak, yol göstermek için söylediği sözler, yaptığı davranışlar: Örneğin Hz. Peygamber, “Din güzel ahlaktır.” buyurarak ahlaka önem vermemizi öğütlemiştir. “İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.” hadisiyle de merhametli olmamızı istemiştir. Başka bir hadisinde ise “Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.” buyurmuştur. Onun bu gibi öğüt ve emirlerine uymak bütün Müslümanlar için gerekliliktir. Çünkü bunlar sünnetin evrensel boyutunu oluşturan, her zaman ve her yerde dikkat edilmesi gereken hususlardır.

Hz. Muhammed’in namaz, oruç, hac, zekât, sadaka gibi ibadetlerle ilgili açıklamaları, dinî ve ahlaki ilkeleri içeren hadisleri, uygulamaları onun sünnetinin evrensel boyutunu gösterir. İçinde yaşadığı toplumun örf ve âdetleri; yeme, içme vb. davranışları, giyim tarzı Peygamberimizin davranışlarının yerel boyutuyla ilgilidir. Hz. Muhammed’i örnek almak, onun öğütlerine uymak her Müslümanın görevidir. Ancak Müslüman, Peygamberimizin sünnetinin yerel ve evrensel boyutunu iyi kavramalıdır. Onun uygulamalarının evrensel boyutu üzerinde yoğunlaşmalıdır. Peygamberimiz entari giymiş, kılıç kullanmış, ben de böyle davranayım demek sünneti yanlış anlamaktır. Önemli olan, sünnetin evrensel boyutuna uymaktır. İbadetlerini düzenli yapmak, insanlarla iyi geçinmek, temizliğe özen göstermek, barış ve hoşgörüye önem vermek, çalışmak, üretmek, güzel ahlaklı olmak, kimseye zarar vermemektir. “Başkalarına zarar vermek, zarara zararla karşılık vermek yoktur.”, “Mümin kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona, yerine getiremeyeceğin bir söz verme.” vb. hadisleri ilke edinmektir.

Kur’an-ı Kerim’de ibadetleri konu alan birçok ayet bulunur. Ancak ibadetlerle ilgili detaylı bilgiler verilmez. Bu konulardaki ayrıntılı bilgileri sünnetten öğreniriz. Peygamberimizin asırlardır aktarılan uygulamalarını örnek alarak ibadetlerimizi yaparız. Peygamberimiz de bir hadisinde, “Hac ile ilgili ibadetlerinizi benden öğrenin.” buyurarak bizlere böyle davranmamızı öğütlemiştir.

O, bazı hadislerinde ise Kur’an’da açıkça belirtilmeyen hususlara değinmiştir. “Azı dişi olan her yırtıcı hayvanın, pençesi ile avlanan her kuşun yenilmesi yasaktır.” şeklindeki hadis buna örnek gösterilebilir. Peygamberimiz bu hadisiyle Kur’an’ın; leş, kan ve domuz etini haram kılmasına uygun bir açıklamada bulunmuştur. Yoksa Kur’an’ın öngördüğü ilkelere uymayan herhangi bir yasak koymamıştır.

3. Dinin Anlaşılmasında Sünnetin Önemi

Kur’an-ı Kerim’in ilkelerinin öğrenilmesinde ve dinin anlaşılmasında sünnetin önemli bir yeri vardır. Çünkü Hz. Muhammed’in ortaya koyduğu uygulamalar ve söylediği sözler hem ayetleri açıklar hem de Kur’an’da yer alan ibadetlerin nasıl yapılacağını, dinî ve ahlaki ilkelerin nasıl yerine getirileceğini öğretir.

Sünnet, bazen Kur’an’da yer alan ilkeleri, ibadetleri, inanç esaslarını teyit eder. Bunların önemini tekrar belirtir. Örneğin Kur’an-ı Kerim’de namaz, oruç, hac gibi ibadetleri konu alan birçok ayet bulunur. Peygamberimiz de bu gibi ibadetlerin İslam dinindeki önemini şöyle vurgulamıştır: “İslam beş şey üzerine kurulmuştur. Bunlar; kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek ve hacca gitmektir.”

Namazın kılınışı ve haccın yapılışını bizlere Peygamberimiz öğretmiştir.

Kur’an’da emredilen ibadetleri bizlere uygulamalı olarak Hz. Peygamber öğretmiş, bunların nasıl yapılacağını açıklamıştır. Örneğin oruçla ilgili bir hadisinde, “Ramazan hilalini görünce oruca başlayınız, şevval hilalini görünce de bayram ediniz. Hava bulutlu olursa içinde bulunduğunuz ayı otuza tamamlayınız.” demiştir. Hac ibadetiyle ilgili bir hadisinde de şöyle buyurmuştur: “Hac ile ilgili yapacaklarınızı benden öğrenin.”

Hz. Peygamber dinin anlaşılmasında ve uygulamasında vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Bu nedenle de her Müslüman onun sünnetine uymalı, Hz. Peygamberi örnek almalıdır. “Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin ...”, “Kim Peygambere itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur...” mealindeki ayetleri ilke edinmelidir. Ancak Hz. Muhammed’i kendisine örnek alacak kişi, onu doğru anlamalıdır.

Hz. Muhammed’i doğru anlamak, sünneti sağlıklı bir şekilde kavrayıp uygulamak için Hz. Peygamberin hem insani hem de peygamberlik yönünü iyi bilmek gerekir. Buna göre Hz. Muhammed bizler gibi bir insandır. Yorulduğunda dinlenmiş, acıktığında yemek yemiş; genel olarak her insan gibi evlenip aile kurmuştur. Kendisinin hepimiz gibi bir insan olduğunu birçok kez vurgulamıştır. Kur’an-ı Kerimde yer alan, “... Ben gaybı da bilmem. Size ben meleğim de demiyorum...”, “De ki: Ben ancak sizin gibi bir insanım...” mealindeki ayetler buna örnek olarak gösterilebilir. Hz. Peygamber bir gün karşısında titreyen bir adama şöyle demiştir: “Arkadaş, titreme! Ben kral değilim. Kureyş’ten, kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum.” Başka bir hadisinde ise kendisinin övülmesi hususunda aşırıya gidilmesini yasaklamıştır. “... Ben Allah’ın kuluyum. Siz de benim hakkımda, Allah’ın kulu ve elçisi deyin.” buyurmuştur. Bütün bu açıklamalar, Hz. Peygamberin insani özelliklere sahip bir beşer olduğunu ortaya koymaktadır.

Hz. Muhammed’i diğer insanlardan ayıran özellikler de vardır. Allah’tan vahiy alan bir peygamber oluşu ve üstün ahlaki özellikleri bulunması bunlardan başlıcalarıdır. Kur’an-ı Kerim’de Hz. Peygamberin Allah’tan vahiy alan bir elçi olduğunu vurgulayan birçok ayet bulunur. Bunlardan birinde, “... Ben de ancak sizin gibi bir insanım fakat bana ilahınızın yalnızca bir tek ilah olduğu vahyediliyor...” buyrulur. Başka bir ayette ise şöyle denir: “... Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümdarlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim...” Hz. Muhammed’in üstün kişiliğini konu alan bir ayette ise şu ifade yer alır: “Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin.”

Sonuç olarak bizler Hz. Muhammed’in hem insani hem de peygamberlik yönünü iyi kavrayalım. Peygamberimizin ahlaki özelliklerini, üstün kişiliğini örnek alalım. Kur’an’ı ve sünneti her zaman, her yerde kendimize rehber edinelim.

“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” Hz. Muhammed (sas)

4. Başlıca Hadis Kaynakları

İslam dininin temel kaynağı Kur’an’dır. Ancak Kur’an’ın anlaşılmasında sünnetin önemli bir rolü vardır. Bu nedenle henüz Hz. Muhammed hayattayken bazı sahabeler onun sözlerini, çeşitli uygulamalarını not etmişlerdir. Kur’an’ın emirlerini, Hz. Peygamberin açıklamaları doğrultusunda anlayıp yaşamaya önem vermişlerdir. Ebu Hureyre, Abdullah bin Ömer, Hz. Ayşe, Hz. Peygamberin söz ve davranışlarını yakından takip eden, zaman zaman onun hadislerini yazan başlıca sahabeler arasında sayılabilir.

Hz. Muhammed 632 yılında vefat etmiştir. Onun vefatından sonra Dört Halife Döneminde İslam coğrafyası genişlemiş, sahabeler de buna paralel olarak Mekke, Basra, Mısır, Suriye, Kûfe gibi bölgelere yayılmışlardır. Yapılan savaşlarda kimi sahabeler şehit olmuştur. Bazı sahabeler vefat etmiş, bunun sonucunda da Hz. Muhammed’in uygulamalarını, sünnetini doğrudan bilen, gören insan sayısı iyice azalmıştır. Bazı kimseler de çıkar amacıyla veya art niyetle hadis uydurmaya başlamışlardır. Bu gibi nedenlerden dolayı Hz. Peygamberin hadislerinin toplanmasına, derlenip yazılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Hicri II. asırdan itibaren başlayan derleme çalışmaları sonunda birçoğu müellifinin adıyla anılan hadis kaynakları ortaya çıkmıştır. Kutüb-i Sitte adı verilen altı kitap bunlardan başlıcalarıdır:

1. Sahih-i Buhari: Bu meşhur hadis kitabı, Muhammed bin İsmail el-Buhari (öl. 869) tarafından derlenmiştir. Buhari, eserine yaklaşık altı yüz bin rivayet arasından titizlikle seçtiği 7397 hadis almıştır. Hz. Muhammed’e affedilen sözleri ancak doğruluğuna iyice kanaat getirdikten sonra eserine dâhil etmiştir.

2. Sahih-i Müslim: Müslim bin Haccac el Kuşeyri ( öl. 883)’nin eseridir. Tıpkı Buhari gibi Müslim de eserine aldığı hadisleri titiz bir çalışma yaparak seçmiştir. O, yıllarca süren çalışmaları yaparak kaleme aldığı eserinde, 3000 kadar hadise yer vermiştir.

3. Sünen-i Ebu Davud: Bu eser Süleyman bin Eş’as (öl. 888) tarafından yazılmıştır. Sünen-i Ebu Davud’da, konularına göre tasnif edilmiş yaklaşık 4800 hadis bulunmaktadır.

4. Sünen-i Nesâi: Ebu Abdurruhman Muhammed bin Şuayb en-Nesâi (öl. 916)’nin eseridir. En-Nesâî eserine birlerce rivayet arasından seçerek yaklaşık 5700 hadis almıştır. O da diğer hadis müellifleri gibi titiz bir çalışma yapmıştır. Eserinde yer alan hadisleri konularına göre tasnif etmiştir.

5. Sünen-i Tirmizi: Muhammed bin İsa Tirmizi (öl. 892) tarafından derlenmiştir. Bu meşhur hadis âlimi, kendisine ulaşan binlerce rivayeti, ilmî açıdan titiz bir şekilde değerlendirmiş ve eserine 4800 civarında hadis almıştır.

6. Sünen-i İbni Mâce: Bu eserin müellifi İbni Mâce olarak tanınmış olan Muhammed bin Yezit (öl. 886)’tir. Konularına göre tasnif edilmiş 4000 civarında hadis içeren bu eser önemli bir hadis kaynağıdır. Kütüb-i Sitte dışında; Ahmet b. Hanbel (öl. 707)’in “Müsned’i, İmam Malik (öl. 795)’in “Muvatta” adlı eseri de İslam kültürüne ait meşhur hadis kaynakları arasında sayılabilir.

Ehl-i beyte ait çeşitli hadis kaynakları da vardır. Kütüb-i Erbaa (dört kitap) bunlardan en meşhurlarıdır. Bu dört kitap El-Kâfi, El-Fakih, Et-Tezhib ve El-İstibsar’dır. Bunlardan El-Kâfi, Kuleyni (öl. 908); El-Fakih Şeyh Saduk lakabıyla tanınan Muhammed bin Ali El-Kummi (öl. 903) tarafından kaleme alınmıştır. Et-Tezhib ve El-İstibsar adlı hadis kaynaklarının yazarı ise Muhammed bin Hasan Et-Tusi (öl.1067)’dir.

Namaz Vakitleri

Hava Durumu

Tasarım - Yazılım - Sistem: Ömer Faruk Er - Medya İnternet