Ömer Faruk Er - Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Portalı

Sadakayı Hemen Vermenin Fazileti

Sadakayı Hemen Vermenin Fazileti ile ilgili kudsi hadisleri, kaynaklarıyla birlikte okuyun...

Sadakayı Hemen Vermenin Fazileti Kudsi Hadisler

Sadakayı Hemen Vermenin Fazileti

- Adiy bin Hatem (r.a.)’dan rivayetle şöyle dedi: “Ben Resûlullah (s.a.s.)’in yanında idim, iki adam geldi. Birisi yok­sulluktan, diğeri de yol güvenliğinin olmamasından şikayet etti. Resûlullah (s.a.s.) bunun üzerine şöyle buyurdu:

“Yol güvenliğinin olmaması konu­sunda derim ki, uzun zaman geçmez, Mekke tarafına bek­çisiz bir kervan çıkar. Yoksulluğa gelince; sizden birisinin, sadakasıyla dolaşıp onu kabul edecek birini bulamayacağı zaman gelmeden kıyamet kopmaz. Sonra siz­den biriniz, orada bir örtü ya da tercüman olmadan Allah’ın (c.c.) huzu­runda durur. Sonra Allahu Teâlâ:

“Ben sana mal vermedim mi?” diye buyurur. Kul da:

“Evet, verdin.” der. Allahu Teâlâ da:

“Sana bir elçi göndermedim mi?” der. Kul da:

“Evet, gönderdin.” der. Bunun üzerine sağ tarafına bakar, ateşten başka bir şey göremez. Sol tarafına bakar, ateşten başka bir şey göremez. Sizden birisi yarım hurma da olsa, cehennem ateşinden sakınsın. Bunu da bulamazsa, güzel bir söz ile sakınsın.”[1]

- Yine kendisine ait (3595) başka bir rivayette Sâd bin et-Tâî’den gelen bir hadiste şöyle demiştir:

“Bize Muhal bin Halîfe, ona da Adiy bin Hatem rivayet etti, o şöyle dedi: “Resûlullah (s.a.s.)’in yanında bulunduğum bir va­kitte bir adam çıkageldi ve yoksulluktan şikayette bulundu. Sonra başka bir adam çıkageldi ve yol güvenliğinin olmaması konu­sunda şikayette bulundu. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.):

“Ey Adiy! Hîre’yi gör­dün mü?” diye sordu.

“Görmedim, lakin haberini duydum.” dedim. Daha sonra şöyle buyurdu:

“Eğer ömrün uzun olursa, bir kadının devesinin terkisine binip, Hîre’den yola çıkarak, Allah’tan başka kimseden korkmaksızın Kâbe’ye kadar gelerek tavafta bulunduğunu göreceksin.” Ben de kendi kendime:

“Beldeleri fenalıklarla, ateşlerle dolduran yol kesiciler nerede?” de­dim. Resûlullah (s.a.s.) sözüne devam edip:

“Eğer ömrün uzun olursa, görürsün: Kisra’nın hazine­leri fethedilecektir (müslümanların olacak).” dedi. Ben de:

“Hürmüz’ün oğlu Kisra’nın hazineleri mi?” diye sordum.

“Hürmüz’ün oğlu Kisra’nın.” diye buyurdu. Devamla şöyle buyurdu:

“Ömrün uzun olursa, yine göreceksin: Bir adam avuç dolusu altın veya gümüş sadaka ile çıkar, onu kendisin­den kabul edecek birini arar da onu kabul edecek kimseyi bulamaz. Sizden biri, Allahu Teâlâ’ya kavuştuğu gün Allah­‘ın huzuruna çıkacak, aralarında Allahu Teâlâ’nın sözünü kendisine iletecek bir tercüman olmaksızın, Cenab-ı Allah kendisine: Ben sana bir elçi göndermedim mi? O elçi sana benim emirlerimi bildirmedi mi?” diye soracak. Kul da:

“Evet.” diyecek. Allahu Azze ve Celle de:

“Ben sana mal ve çocuk vermedim mi ve sana ihsanda bulunma­dım mı?” diye bu­yuracak. Kul:

“Evet.” diyecek. Sonra kul sağ yanına bakar cehen­nemden başka bir şey göremez. Sol yanına bakar cehennemden başka bir şey göremez.”

Adiy (r.a.) dedi ki: “Resûlullah (s.a.s.)’in şöyle buyurduğunu işit­tim:

“Bir hurmanın yarısıyla dahi olsa cehennem ateşinden sakının. Bir hurmanın yarısını da bulamazsanız, tatlı bir söz ile olsun, cehen­nemden sakınınız.”

Adiy (r.a.) dedi ki: “Devesinin terkisine binmiş bir kadı­nın, Hiyere’den yola çıkarak Allahu Teâlâ’dan başkasından korkmaksı­zın Kâbe’ye ulaşarak tavafta bulunduğunu gördüm. Hürmüz oğlu Kisra’nın hazinelerini açanlar (yeni fethedenler) arasında ben de vardım. Eğer ömrümüz uzun olursa, Resûlullah Ebûl Kasım (s.a.s.)’in gümüş çıkarıp kabul edecek birisini bulamaması hadisesini de gö­rürsünüz.”

- Bu Hadisi Müslim’de (1016) buna yakın lafızla rivayet etmiştir.

Hadiste geçen “Ez-zaine”den maksat: Hevdeçteki kadın­dır.

Hadiste geçen: “Ed-Diâr”dan maksat: ki bu kelime “Dâir” ke­limesinin çoğuludur: “Fesat ruhlu, pis yol kesici kimse” demektir.

“Ka’d Searru’ Elbilad” cümlesinin manası ise; “Onların yeryü­zünü fesat ve şer ile doldurmaları, ve fitne ateşini yakmalarıdır.

Hadislerde geçen: “Et-Tayi” ise meşhur bir Arap kabilesi­dir. Hadiste zikredilen Adiy bin Hatim’de bu kabileye mensuptur. Yer­leşim yerleri ise Irak ve Hicaz arasında olan bir bölgedir.

***

[1] Müttefekun aleyh: Lafız ise Buhârî’ye aittir (1413).

Namaz Vakitleri

Hava Durumu

Tasarım - Yazılım - Sistem: Ömer Faruk Er - Medya İnternet