Ömer Faruk Er - Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Portalı

İman Hakkında. İman Nedir?

İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, olayların tazyikatından kurtulabilir.

İman Hakkında. İman Nedir? İlmihal Konuları

İman kelimesi inanmak, güven vadetmek, başkalarının emniyetini temin etmek.. ya da emin, güvenilir ve sağlam olmak manâlarına gelir. Istılah olarak ise iman, Peygamber Efendimiz'in (aleyhissalatu vesselâm) yüce Allah'tan getirdiği kat'î olarak bilinen hükümlerde (zarûrat-ı dîniye'de) O'nu tasdik etmek, haber verdiği şeyleri tereddütsüz olarak kabul etmek, bunların gerçek ve doğru olduğuna kalben inanmak demektir. Vicdanî itiraf ve kalbî iz'anda bulunmak demektir. İmanın tarifiyle ilgili olarak, kalbin tasdiki yanında 'dil ile ikrar' ifadesini ekleyenler de olmuştur. Ancak, âlimlerin ekserisi ikrârı (dil ile beyanı), yalnızca dünyevî hükümlerin uygulanabilmesi için bir şart telâkki etmişlerdir. Diğer bir ifadeyle ikrârı, imanın aslı ve gerçeği değil de, şartı olarak görmüşlerdir. Bu cümleden olarak, kalben iman etmiş bir insan bazı hallerde dil ile ikrârda bulunamasa da imanı yine sahihtir, geçerlidir. Söz gelimi, dilsizin imanı geçerli olduğu gibi, küfre/inkâra zorlanan kişinin hayatî tehlike karşısında dil ile inkâr etse de- imanı sahihtir. "Kalbi imanla dolu olarak mutmain iken, dini inkâr etmeye mecbur bırakılıp da yalnız dilleriyle inkâr sözünü söyleyenler hariç, kim imanından sonra Allah'ı inkâr ederek gönlünü inkâra açar, göğsüne küfrü yerleştirirse, onlara Allah tarafından bir gazap, hem de müthiş bir azap vardır." (Nahl, 16/106)

Kureyş, Yasir ile ailesini dinden dönmeye zorladılar. Kabul etmeyince Yasir ile Sümeyye'yi develerle parçalattılar. Babası ile annesinin bu durumunu gören Ammar (r.a.) dili ile onların istedikleri sözü söyledi. Peygamberimiz (a.s.) onun ruhsatı (izni) kullandığını bildirdi. Âyet bu ruhsatı beyan buyurmak üzere indirilmiştir.

İman, insanın aklını kullanması veya âfâkî (kâinat) ve enfüsî (kendisini) tefekkür neticesinde Allah'ın, insanın içinde yakacağı bir meş'aledir.

İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakikî imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre, olayların tazyikatından kurtulabilir.

İnsanlığın en mühim meselesi olan 'îman' gerçeğini farklı açılardan ele alacak olursak:

a. Tasdik edilmesi gereken hususlar/esaslar itibariyle iman

Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu vesselâm), iman edilmesi gereken hususları, Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe ve kadere iman olmak üzere altı esas içinde özetlemiştir. (Bkz., Müslim İman 1; Ebu Davud Sünnet 15.) Cibril hadisi olarak bilinen bu nebevî beyanda iman, İslâm ve ihsan kavramlarıyla birlikte ele alınır. Burada birbiri ardınca zikredilen üç kavramın sonuncusu olarak ihsan, 'Allah'ı görüyor gibi kulluk yapma' şuuru olarak belirtilir. Bu, bize şu gerçeği işaret etmektedir: İnsanın böyle bir şuur ufkunu yakalayabilmesi, ilk önce düşünce ve tasavvurlarını, esaslarını dinin belirlediği sağlam bir imana bina etmesi gerekir., Bu imanını da -namaz, infak, oruç gibi- İslâm'ın amelî/pratik değerleriyle perçinlemeli ve derinleştirmelidir.

b. Kalpte yerleşmesi itibariyle iman

Ne âfakta (dış dünya) ne de enfüste (iç dünyamızda) O'ndan habersiz, O'nun kudretine dayanmadan hiçbir şey varlık sahasına çıkamaz. Kur'ân'ın "Her bir şeyin yaratıcısı Allah'tır." şeklindeki beyanları, bize, varlıktaki afakî-enfüsî her bir oluşum, değişim ve dönüşümün O'nun yaratmasıyla varlık bulduğunu, öğretmektedir. Bu itibarla, kalpte/enfüste meydana gelen iman ve hidayeti var eden Allah'tır. Bu hakikat Kur'ân'da şu şekilde ifade edilmiştir: "Allah size imanı sevdirdi ve onu kalplerinizde güzelleştirdi." (Hucurat, 49/7.) "Allah kime hidayet ederse, hidayete ermiş olan odur.." (İsra, 17/97)

Allah (c.c), kul iradesini kullanarak imana talip olmadığı müddetçe kimsenin kalbine imanı zorla koymaz. Hemen şunu da ifade edelim: Allah'ın bildiğimiz bilemediğimiz birçok hikmetine binaen cebrî lütfuyla hidayet ettikleri bunun dışındadır. Cenab-ı Hakk'ın insana iman ve hidayet nasip etmesi, onun bu hususta göstereceği gayrete bağlıdır. Nitekim Ehl-i Sünnet âlimlerinin bu açıdan 'îman'la alâkalı yapmış oldukları izahları şu şekilde özetleyebiliriz: 'İman, kulun, cüz'î iradesini sarf ettikten sonra, onun kalbinde Cenab-ı Hakk'ın yaktığı/yarattığı bir nurdur'

c. İnsana kazandırmış olduğu değer ve imkân itibariyle iman

İman, insanı fizik âlemin dar, statik ve boğucu sınırlarından kurtarıp onu kendi dışındaki âlemlerle bütünleştiren, önünü aydınlatan bir ışık kaynağıdır.

İman, kişiyi topyekun varlığın yegane sahibi olan Allah'a muhatap kılması ve O'na bağlaması itibariyle, insana huzur ve şeref veren büyük bir güç kaynağıdır.

Namaz Vakitleri

Hava Durumu

Tasarım - Yazılım - Sistem: Ömer Faruk Er - Medya İnternet