Ömer Faruk Er - Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Portalı

İslam Dini

İslâm dini; esasları Allah'ın mesajlarına dayanan ve Peygamber Efendimiz (sallâllahu aleyhi ve sellem) tarafından tebliğ ve temsil edilip yaşanan ve yaşatılan semavî dinin unvanıdır.

İslam Dini İlmihal Konuları

İslâm, silm u selâmet maddesinden gelip, kulun Allah'a teslim olması, O'nun buyruklarına inkıyat etmesi, salim ve emin bir yola girerek selâmete yürümesi, herkese hatta her şeye güven vaad etmesi, elinden-dilinden kimsenin rahatsız olmaması manâlarına gelir.

İslâm dini; esasları Allah'ın mesajlarına dayanan ve Peygamber Efendimiz (sallâllahu aleyhi ve sellem) tarafından tebliğ ve temsil edilip yaşanan ve yaşatılan semavî dinin unvanıdır.

İslâm dini, itikadî (inanç esasları), amelî (ibadetler, muamelat ve ukubat) ve ahlâkî hükümlerden oluşur. İşte din, İslâm'ın bütün hükümleriyle şube ve fakülteleriyle hayata hayat olmasının ilâhî unvanıdır. Bu itibarla dini sadece inançtan ibaret görenler aldanmış sayılırlar.

İslâm'ın temeli ve mebdei iman ve iz'ândır. Yani Ulûhiyet hakikatine, aksine ihtimal vermeyecek şekilde inanıp gönlünü Hakk'a bağlamaktır. Zirvesi de sorumluluklarını, O'nu görüyor ve O'nun tarafından görülüyor gibi kemâl-i hassasiyetle yerine getirmek (ihsan) ve yaptığı/yapacağı her işini rıza eksenli götürmeye çalışmaktır (ihlâs). İslâm hakikatinin icmâlî ifadesidir.

Diyanet; dinin hayata hayat olup, temsil edilip yaşanması demektir. Müslim, Müslüman, İslâm'ın mesajına teslim olan, boyun eğen, selameti, huzuru temsil eden kimse demektir. Bu ismi Kur'ân'ı Kerim'de Allah Teâlâ vermiştir: "Bundan önce de, bu Kur'ân'da da size Müslüman adını veren O'dur." (Hac, 22/78) Bu itibarla Müslüman'a "İslâmcı"demek doğru değildir.

Mümin; emin, güvenilir ve sağlam, Allah'a inanıp tasdik eden, vicdanî itiraf ve kalbî izanda bulunan insan demektir. Hususî manasıyla Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) getirdiği dine, inanıp, tasdik eden kimsedir. Mümin ile Müslim kelimeleri aralarında nüans olmakla birlikte birbirinin yerinde kullanılmaktadır.

Bu tarifleri biraz açarsak mümin; sağduyusu, basiret ve firaseti, vahiy ile aydınlanmış dupduru ve tertemiz aklı, engin ve objektif anlayışı, sağlam ve kuşatıcı görüşü, sorumlulukları adına titizlik ve duyarlılığı, kötülüklere karşı azim ve kararlılığı, bütün bir ömür boyu yücelikler peşinde olması ve yüksekleri kollaması, her zaman dipdiri tutabildiği hissi, şuuru ve iradesi, her şeyin özüne nüfuz edebilme hususundaki tecessüsü ve hâdiseleri yorumlamadaki derin idraki, Allah'a itimat edip güvenmesi ve insanlar arasında bir güven insanı olarak tanınıp bilinmesi, Hakk'ı gönülden tasdik edip her zaman O'na karşı vefalı kalabilmesi, emanette emin olarak tanınması ve herkesin her zaman başvuracağı bir emniyet insanı şeklinde hatırlanması, hatırlanıp maşerî vicdanca kabul görmesi, duyulup görüldüğü her yerde Hakk'ın yâd edilmesine vesile olması ve semtine uğrayanları hâliyle, diliyle O'na yönlendirmesi açısından "mutlak zikir kemâline masruftur"esasına binaen tam bir tasdik, iz'an ve temsil kahramanıdır.

Dindar; İslâm dinini inanç, amel ve ahlâk olmak üzere bütün şube ve fakülteleriyle inanarak yaşayan, temsil eden kimseye denir. Böyle bir kimse için "dincikelimesini kullanmak yanlıştır.

İmansız amel nifak, imana rağmen amelsizlik de bir fısktır. Nifak, gizli bir küfür olması itibarıyla affı kabil olmamasına karşılık; fısk ya da fücur (günah işlemek) tevbe, istiğfar ve yeniden Hakk'a inabe ile her zaman mağfiret edilebilme ihtimaline açıktır. Bu itibarla, herhangi bir kimse, amel etmese de onu hafife almadığı veya önemsemezlik etmediği takdirde hakkında hep olumlu düşünülmeli ve hemen onun küfrüne hükmedilmemelidir. Aksine, bir kimse, amel etmemenin yanında, Müslüman olmalarından ötürü inananları tahkir ve tezyif ediyorsa, elbette ki onun için aynı şeyleri düşünmek mümkün değildir.

Allah, hem bu dünyada hem de âhirette insanı gerçek ve daimî huzura, elemsiz lezzete götürecek bir yol haritasını Peygamber Efendimizin (aleyhissalatu vesselam) tebliğ ve temsili ile insanlığa lütfetmiştir. İslâm, bu eşsiz lütfun, ihsanın adıdır. Bu dinde selim akıl ve müstakim düşüncelere göre, insanoğlunun arzu, istek ve beklentileri konusunda herhangi bir boşluk ve cevapsızlık bulunmadığı gibi, tekvînî emirler ve onların yorumlanmalarında da herhangi bir çelişki söz konusu olmamıştır. Ayrıca, bütün bunların yanında, uhrevî saadet, Hak rızası ve Allah'ı görebileceğimiz vaadleriyle o, mahiyetlerimiz, kabiliyetlerimiz, emellerimiz ve temayüllerimize göre plânlanmış müstesnâ bir ilâhî sistemdir.

Namaz Vakitleri

Hava Durumu

Tasarım - Yazılım - Sistem: Ömer Faruk Er - Medya İnternet